i n s a
n ı n y a r a t ı l ı ş ı
İnsanın yaratılışı ile
ilgili Grek mitine ait birkaç söylen vardır. En çok bahsi geçen iki değişik
hikayeyeden bahsetmek istiyorum size. İlki belki zamanlama açısından daha mantıklı
görünüyor ancak ondan daha çok sevdiğim bir hikaye daha var ki, ilkini kısaca
özetleyip, onu sonra uzun uzun anlatacağım :)
Hesiodos'un Soylar Efsanesi:
Bu efsane insanın tam olarak nasıl yaratıldığını açıklamaz. Sadece yaratılmış
olduğunu varsayar ve sonrasını anlatır bize. Der ki Hesiodos:
Chronus'un egemenliği sırasında, ölümsüz tanrılar ilk insan soyunu yaratmışlar.
Buna "Altın Soy" deniyor. Bereketli topraklarında tanrılar gibi yaşarmış
ilk insan soyu, Mutluluk içinde yaşar, mutluluk içinde ölür, sonra toprağı ve
insanları koruyan birer minik cine dönüşürlermiş.
Sonra "Gümüş Soy"u yaratmış tanrılar. Gümüş Soy, Altın Soy kadar zeki
değilmiş. Aptallıklarıyla başlarını derde sokar, tanrılara saygısız
davranırlarmış. Zeus bunu saygısızlık olarak nitelendirmiş ve onları yeraltı
cinlerine dönüştürüp toprağın altına gömmüş.
"Tunç Soy" yaratılmış ardından. Oysa yeni gelen bu soy, çok daha betermiş
öncekinden. Birbirlerine saldırmaktan, savaşmaktan, öldürmekten başka yaptıkları
yokmuş. Zeus'un devreye girmesine gerek kalmamış bu sefer, onlar kendi kendilerini yok
etmişler ve Hades'in karanlık yeraltı dünyasına göçmüşler.
"Demir Soy" en son gelmiş ve hala sürmekte olan soydur. Yine bu efsanede denir
ki, bir altıncı soy daha gelecek. Saygısız, sevgisiz, yokedici bir toplum olacak ve
hak kavramı ortadan kalkacak, güçlüler kazanacak, güçsüzler ölüme mahkum olacak.
(Pek de yanılmamış galiba... 6. soy geldi mi, ne dersiniz? :))
Ovidius'un Metaporphoses adlı yapıtındaki anlatısı:
(İşte benim sevdiğim :))
Bu hikayenin bir giriş kısmı var, oradan başlayalım...
Aşklarıyla Olympos çevresinde oldukça ünlü olan Zeus, kız kardeşi Demeter'e
kaptırmış gönlünü, onunla beraber olmuş ve güzeller güzeli Kore doğmuş.(Kore,
daha sonra Yeraltı Tanrıçası olduğunda ismi Persephone olacak...Bu da başka bir
hikaye :)) Kore, güzelliğinin yanı sıra son derece alımlı, kibar, zeki ve
güleryüzlü bir kızmış. İflah olmaz çapkın Zeus, tutup kendi kızına aşık
olmuş bu güzelliği gördüğünde. Aklı fikri Kore ile beraber olabilmekteymiş. Bir
gün onu yalnız başına ormanda otururken gördüğünde, fırsat bu fırsat demiş, bir
yılana dönüşmüş ve onunla beraber olmuş. Kore, Zagreus'a hamile kalmış. O
sıralar Zeus'un gözdesi, en sevdiği Kore olduğu için, oğlu Zagreus'un da ayrı bir
önemi varmış Zeus için. Onu deliler gibi seviyor, koruyor, kolluyormuş.
Ancak Zeus'un onu sevdiğinden çok nefret ediyormuş kıskanç Hera Zagreus'tan...
Hera'nın hışmından korkan Zeus, bir mağaraya saklamış oğlunu. Zamanında kendisini
büyütmüş olan Kuretlere emanet etmiş onu. Hera veya onun saldığı adamları
yaklaşacak olursa, korkunç sesler çıkarıp onları korkutmalarını ve aynı zamanda
bebek sesini bastırmalarını iyice tembihlemiş. Ancak Hera'nın öfkesi öyle
büyükmüş ki, Zagreus'u bulamayınca Titanları çağırmış kendisine yardıma.
Titanlar bebeği bulmuşlar Kuretlerin sakladığı mağarada. Ancak bebek Zagreus
korkmuş dev Titanlardan ve mağaranın daracık dibine saklanmış. Titanlar bir ayna
getirmeyi akıl etmişler mağaranın girişine. Zagreus kendi aksini görünce aynada,
meraka kapılıp dışarı çıkmış. İşte o anda üzerine atılmışlar bebeciğin
Titanlar ve onu paramparça edip etlerini yemişler. geriye sadece kemikleri kalmış.
Bunu duyan Zeus öfkesinden deliye dönmüş ve şimşeklerini göndermiş Titanların
üzerine. Oracıkta küle dönüşmüş Titanlar ve Zagreus'un kemikleri... Zaman
geçmiş, yağmurlar yağmış. Yağmur suları çamura dönüştürmüş Zagreus ve
Titanların küllerini.
Prometheus gelmiş sonra. ( Kendisi bir Titan olduğu halde, Zeus'a karşı savaşmayı
kabul etmedikleri için kardeşi Epimetheus ile Prometheus, Tartaros'a gönderilmemiş,
Zeus tarafından insanın yaratılışında görevlendirilmişlerdir.)
Prometheus, şekil vermiş bu çamura. İnsan bedenini yaratmış. O sırada oradan
geçmekte olan tanrıça Athena, Prometheus'un eserine hayran kalmış ve çamura hayat
üflemiş. İşte ilk insan böyle yaratılmış. Zagreus'un saflığı, temizliği,
iyiliği ve güzelliği ile Titanların kötülüğü ve çirkinliğinin bir karışımı.
İnsanın içinde hem iyilik hem kötülük bulunması bundan olsa gerek :))
Zaman geçmiş, insanoğlu çoğalmaya başlamış. (Bu kısım da mitolojinin birçok
yerinde olduğu gibi oldukça kafa karıştırıcı. Çünkü birazdan göreceğimiz
Pandora, ilk kadın ölümlüdür. Demek ki Pandora gelene kadar insanlar, yani erkek
bireyler, bir şekilde kendi başlarına çoğalmayı başarmışlar... Nasıl? Bu da
mitolojinin bilinmezlerinden biri :))
İnsanoğlu yaratıldığında Prometheus kardeşi Epimetheus'a der ki, "Şimdi de
sen bu ölümlü canlıların sıfatlarını dağıt." Epimetheus başlamış onlara
iyi kötü özellikler vermeye. En son sıra insana gelmiş.Epimetheus bir bakmış ki,
elindeki bütün güzel sıfatları dağıtmış, insana verecek birşey kalmamış!
(İşte tam bu can alıcı noktada, Prometheus'un "ileri görüşlü / önceden
gören", Epimetheus'un "geri görüşlü / sonradan gören" anlamlarına
geldiğini belirtmemde fayda var sanırım :)) Prometheus yetişmiş o anda ve insana iki
ayağı üzerinde durma yetisi, ateşi ve bunu kullanacak zekayı vermekte karar
kılmış.
İnsanlar gelişmeye başlamışlar. Zeus karışmış orda hemen işin içine. Demiş ki,
biz tanrılara tapınmayı öğrensin insanoğlu. "Bana, kurban ettiğiniz her
hayvanın bir parçasını vereceksiniz. Hangi parça olduğuna ben karar vereceğim.
Haydi kurban edin bana şurda duran koyunu" diye buyurmuş.
Prometheus insanlara yardımcı olmuş hemen. Ölümsüz bir tanrının, insanoğlunun
yiyeceğine kendisini ortak koşuyor olmasına öfkelenmiş ve bir oyun oynamış Zeus'a.
Kurban etinin en güzel parçalarını işkembenin içine doldurmuş. En kötü
kısımlarla kemiklerin üstünü bir güzel örtmüş yağlarla. İnsanlar demişler ki ,
"Buyur seç bakalım, hangi parçaları sana verelim kurban ettiğimiz hayvanlardan,
ulu Zeus?" Zeus şöyle bir bakmış, "O iğrenç işkembeyi ben ne yapayım,
şu yağlarla kaplı semiz etleri seçiyorum" demiş. Ancak bir bakmış ki
yağların altında kemik dolu. Çok öfkelenmiş Zeus. kendisini aldatmış olan
insanlara ve Prometheus'a çok içerlemiş. Bir tanrı olaran oyuna getirilmeyi
hazmedemiyormuş ama, kararı kesin olmak zorundaymış tanrının; hayır bunu
beğenmedim diğerini alacağım diyemezmiş.
Tanrıların tanrısı, üçkağıda gelmiş olmayı yedirememiş kendisine, ve onlara
ceza olsun diye ellerinden ateşi geri almış. Prometheus yine yetişmiş imdadına
insanların. Gitmiş tanrısal ateşten bir parça çalmış, onlara vermiş.
İşte böylesine insan dostudur, mitolojinin ilk asisi olan Prometheus. Hep insanlar
için çalışmış, savaşmıştır. Tanrıları hep son derece sıkıcı ve adaletsiz
bulmuştur.
Zeus, Prometheus'u cezalandırmaya karar vermiş. Hephaistos'a onu Kafkas Dağlarına
zincirlemesini emretmiş. Cezası çok ağırmış: kolları iki yana açılmış şekilde
zincire vurulan Prometheus'un karaciğerini gündüz boyunca bir kartal didikleyerek
yiyor, sonra ciğeri gece boyunca yeniden büyüyormuş. Büyük acılar çeken Prometheus
bu cezaya sonsuza dek çarptırılmış, zira kendisi ölümsüzdür.
Sonunda Prometheus yeniden özgürlüğüne kavuşmuş. Ama nasıl, işte bu kesin olarak
bilinmiyor. Bazı kaynaklara göre, Hercules kurtarmış onu. Bazıları ise, Zeus'un onu
affettiğini söyler. Çünkü, Zeus yine gönlünü yeni bir aşka, Su Perisi Thetis'e
kaptırdığında, Prometheus bunu görüp, "Thetis'in doğuracağı çocuk
babasından çok daha kuvvetli ve iktidar sahibi olacak, sakın onla beraber olma"
demiş (Hatırlatma: Prometheus=Önceden gören... Sanırım bir nevi kahinlik de
sayılıyor bu... ) ve Zeus onun zincirlerini çözmüş.
Ardından insanlar arasındaki yaşamına devam eden Prometheus, Zeus'un hala kendisine
bir kötülük yapabileceğini biliyormuş. (Bkz. üst satırdaki hatırlatma :)) Bu
yüzden kardeşi Epimetheus'u uyarmış: "Sakın tanrılardan hediye kabul etme
!" Ancak günün birinde Epimetheus, bir tanrı hediyesini kabul edivermiş!
Güzeller güzeli Pandora imiş bu hediye. İlk dişi insan, ilk ölümlü kadın...
Epimetheus görür görmez aşık olmuş Pandora'ya ve onu geri yollayamamış.
Pandora yanında bir kutu
getirmiş. Prometheus demiş ki kardeşine, "Beni dinlemedin, hediyeyi kabul ettin,
ama bari şu kutuyu sakın açma! Başımıza bir bela gelecek" Fakat merakına
yenilen Epimetheus, yine kardeşinin öğüdüne kulak vermemiş. Kutuyu açar açmaz,
bütün dertler, kötülükler, üzüntüler, sıkıntılar saçılmış etrafa.
Prometheus hemen atlamış kutunun üstüne, kapağını kapatıvermiş. Böylece tek
birşey kalmış kutuda: Umut :))
Umut, o anda Prometheus'un yönetimine girmiş. Onu çok iyi korumuş Prometheus ve asla
gerekenden fazlasını vermemiş kimseye; ve kardeşinin hatalarının sonucu, yaratmış
olduğu insanoğlunu asırlar boyunca korumak, kollamak zorunda kalmış.... |